31 Aralık 2025 Çarşamba

Noel Gecesi Kabusu


    Bir süredir, yazmakta olduğum fakat devam etmeye erindiğim bir kaç yayın haricinde acaba ne yazsam diye düşünürken birden gözüm takvime ilişti. Yılın bu günlerinde The Nightmare Before Christmas hakkında konuşmayacağım da başka ne hakkında konuşacağım dedim ve ani bir kararla başladım yazmaya. Bugünkü konumuz hepimizin bildiği Tim Burton imzalı o meşhur animasyon Noel Gecesi Kabusu. 

    1993 güzünde gösterime giren The Nightmare Before Christmas, müzikal olmasına rağmen sevebildiğim nadir bir film. Benim için bir diğer istisna ise Operadaki Hayalet ve Ölü Gelin. Bunlar dışında müzikalleri nedense bir türlü sevemiyorum. Hatta bir keresinde can sıkıntısından bayılmak üzere olduğum bir akşam, üzerine fazla düşünmeden bir film seçiverip izlemeye başlamıştım. Normalde izleyeceğim bir film için, daima öncesinde araştırma yapar, harcayacağım kıymetli vaktime değer mi diye ince ince düşünür ondan sonra karar verirdim. O gün ise öyle olmadı, meğerse müzikal bir film açmışım. Her neyse işte, müzikal düşmanlığımı da iyice perçinlemişti o aptal film. Siz siz olun Letterboxd denen yerdeki puanlara da çok güvenmeyin, herkesin havalı görünmek için yüksek puan verdiği saçma sapan filmlerden biriymiş o da. 

    Neyse, en iyi yaptığım şeye -konuyu dağıtmaya- bir son verip The Nightmare Before Christmas'a dönelim. Konusu, adından da anlaşılacağı üzere, Jack isimli karakterimizin Noel arefesinde yaşadığı bir takım karmaşık olayların etrafında dönüyor. Büyülü bir ormanda belirli ağaçlar var ve her bir ağacın dahi üzerinde belli kasabalara açılan kapılar var. Bu kapılardan biri bizim Jack'in yaşadığı Halloween kasabasına, bir başkası da Noel kasabasına götürüyor. Halloween kasabasında korkunç yaratıklar, vampirler ve türlü türlü ucubeler yaşıyor ve orada yılın her günü Cadılar Bayramı'na hazırlık yapılıyor. 31 Ekim geçer geçmez ise bir sonraki Cadılar Bayramı için gün saymaya başlıyorlar. Noel kasabasında ise aynı şekilde, daima Noel kutlanıyor. Bu Halloween kasabasında çılgın bir bilim adamının yaratığı olan Sally, İskelet Jack'e gizlice aşıktır. Jack ise Halloween kasabasında kutlamaları yürüten ve halk tarafından saygı duyulan biridir. Her yıl aynı kutlamaları yapmaktan bıkmış olduğundan dolayı yaşadığı yere bir takım yenilikler getirmek için hayaller kurmaya başlar. Bir gün ormanda gezerken başta bahsettiğimiz kapılara denk gelip Noel kasabasına giderek etrafı keşfe çıkıyor. Kendi kasabasının kasvetinin aksine, burada gördüğü iç ısıtan manzara karşısında adeta büyüleniyor. İlk defa müşahede ettiği ve ne olduklarına dair hiç bir fikri olmadığı; kar, renkli ışıklar, hediyeler, geyikler vesaire... Hepsi ışıl ışıl gözlerinin önünde parlarken bunları kesinlikle kendi kasabasına getirmesi gerektiğini düşünüp işe koyuluyor. İlk planı Noel babayı getirmektir. Niyeti iyi de olsa yöntemi tam bir Halloweenliye özgüdür. Onu zorla kaçırıp güvenli bir yerde tutmaları için üç küçük yaramaz çocuk görevlendirir. Bu süre zarfında kendisi de bu yılki Noel hazırlıkları için halkını görevlendirir ve Noel Baba olma görevini devraldığı için Sally'den kendisine bir Noel Baba kostümü dikmesini ister. Sally, bu giriştiği işin sonunun iyi olmayacağı konusunda onu uyarmasına rağmen Jack kararında ısrar eder. Buradan sonrasında ise filmin gelişme bölümü başlar ve olaylar çığırından çıkar. 


    Filmimizin merkezinde duran mesele, Jack’in aslında iyi niyetle giriştiği fakat ruhunu tam kavrayamadığı bir tebdil çabasıdır. Kendi aleminde bir nevi daralma yaşayan Jack, Noel Kasabası’nda gördüğü o ışıltılı ve sıcak atmosferi alıp Halloween Kasabası’na nakledebileceğini zanneder. Lakin yaptığı şey, yeni bir âdet ihdas etmekten ziyade, manasını ve bağlamını tam idrak etmediği bir geleneği başka bir diyara eklemektir. Ortaya çıkan kargaşa Jack’in kötülüğünden değil, bilakis heyecanlı bir hayranlıktan doğar. O, başka bir diyarda kendince güzel bulduğu bir adeti, halkının yapısıyla ne kadar uyumsuz olduğuna bakmaksızın getirip kendi memleketinde icbarla, diktatörvari bir tarzda uygulamaya kalkar ve sonunda hiçbir şey istediği gibi gitmez; çünkü Halloween kasabası sakinleri kesinlikle Noel kültürüne uyum sağlayacak fıtrata sahip değildir. Bundan mütevellit Noel kutlama çabaları o kasabada hem iğreti durur hem de kaos çıkar. Film burada ince bir ikazda bulunur: Farklı bir şeyi seviyor ve doğru buluyor olmamız, herkesin de onu sevip ayak uyduracağı anlamına gelmez.

   Asıl anafikir şudur: Her toplumun kendine mahsus bir lisanı, korkusu, sevinci, bir giyim tarzı, bir yaşayış tarzı, yani bir kültürü vardır; bunlar yerinden koparılıp başka bir zemine aynı suretle yerleştirilemez, tahakküm ile icbar edilemez. Jack’in nihayette hatasını idrak etmesi mühimdir; zira film, tahavvülün ancak içerden ve samimi bir kabullenişle mümkün olacağını ima ediyor. 

    Evet, bunun dışında çok derin bir film değil, zaten amacı da bu değil. Yılbaşı gecesinde veya Cadılar Bayramında ne izlesem diye düşündüğünüzde açıp vakit geçirmelik hoş bir havası var. Tabii müzikal olduğu için izlemesi zor,  Benim de bu filmi beğenmemin sebebi daha çok müziklerinin bende nostaljik bir his uyandırması ve duygusal bağımın olması. Müziklerinin bu kadar güzel olmasının bir sebebi var elbet: Danny Elfman tarafından bestelenmişler.

    Animasyon, slow motion tekniği kullanılarak zahmetli bir şekilde ve üç yılı aşacak kadar uzun bir zamanda tamamlanmış. Bunun sebebi içindeki her bir karakterin oyuncağıyla, teker teker her sahnenin, her hareketin fotoğrafının çekilmesi suretiyle yapılmış olması. Örneğin bir karakterin oyuncağı var, her bir yüz ifadesi için ayrı parçası var ve her seferinde kafasını değiştiriyorlar. Hatta sadece Jack'in üç bin civarındaymış parçaları. Hele ki kalabalıkların gösterildiği sahnelerde bu işin zorluğu iyice ziyadeleşmiş. Bu şekilde tek tek uğraştıkları için bu kadar uzun sürmesi kaçınılmaz tabii. Bu sebepten ötürüdür ki daha sonra yapılan Corpse Bride filminde de aynen bu şekilde oyuncaklarla slow motion tekniği uygulanmış fakat bu sefer o animasyonda kalabalık sahnelerini çok az görürsünüz.  Buradaki linkten de söz konusu oyuncakların ve setlerin fotoğraflara ulaşabilirsiniz: Behind The Scenes.


    Bu film hakkında çok hoşuma giden şeylerden biri ise çok güzel kar kürelerinin olması... Tabii alıp evime, odama koymadım hiç ama bunların var olması fikri bence çok hoş. Böyle hoş olduklarını düşünmeme rağmen almayı hiç düşünmeyişimin müsebbibi ise iki ana karakter dışındakilerin oldukça itici tasvir edilmiş olması. Evet, Noel Gecesi Kabusu hakkındaki tek eleştirim bu sanırım. Halloween kasabasındakilerin itici ve ucube olarak tasvir edilmesi doğrudur lakin insanın içine kasvet verecek raddede çirkin olmalarına da gerek yoktu bence. Bu konuya müteallik olarak kesinlikle çocukların yanında izlenilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Gerçekten 3-4 yaşlarındaki çocuklarına bunu izletip gururla forumlarda yazan cahil ebeveynler var. Şu üç küçük ucubeye bir bakın, bir yetişkinin bile istikrah etmesine yetecek derece çirkin olan bu suretler, bir çocuk için sizce müsbet olabilir mi hiç? Siz bir filmi beğeniyor olabilirsiniz lakin bu beğeniniz henüz gerçek ile gerçek dışı olanı birbirinden ayırma yetisi gelişmemiş olan masum evladınızı bu çirkin görsellere maruz bırakabileceğiniz konusunda size ruhsat vermiyor. Lafı gelmişken bu konuda konuşmak istiyorum, bilhassa gotik tarza gönül vermiş anne babalara hitap ediyorum. Çocuklarınızı renklerden mahrum bırakma hakkına kesinlikle sahip değilsiniz. Sosyal medyada çok şahit oluyorum gotik ebeveynlere;  kızına-oğluna simsiyah bebek odası yapanlar, simsiyah beşik döşeyenler, odanın duvarlarını yarasa silüetleri ile süsleyenler, onlara sadece siyah giydirenler, yukarıdaki örnekte olduğu gibi gotik animasyonlar izletenler... İyi etmiyorsunuz. Renkler, çocukların zihinsel ve sanatsal gelişimleri bakımından son derece önemlidir. Onlar çocuk, onların bir tarzı olamaz. Odaları rengarenk olmak zorundadır. Okul öncesi kız çocuğuna ferace giydirenlerden farkınız kalmıyor bilin. Ekran ise, ilk üç yıl katiyen yasak olmalı ki o ebeveynleri gibi geri zekalı olmasınlar. Sözlerimin sivrileştiğinin farkındayım lakin çocuklar benim hassas noktam ve ben bu tarz davranışları net bir şekilde çocuk istismarı olarak değerlendiriyorum ve bunları görmek beni sinirlendiriyor. Aynı yaştaki, ekran süresi fazla olan çocukların çizimleri ile hiç ekrana maruz kalmayan çocukların çizimlerine lütfen bir araştırıp bakın. Sadece basit ve meşru görünen, hatta "eğitim amaçlı" diye masumlaştırılan çizgi filmler bile küçük çocukların zihinsel gelişimlerinde bu kadar kötü tesir ediyorsa varın şu ucube yaratıkların onlarda nasıl hasar bırakacağını siz hesap edin. 

    Neyse, yine konuyu çok dağıttım, film, atmosferi hem cadılar bayramına hem de yeni yıla uygun olması açısından her ikisinde de izlenebilecek türden. Bu bakımdan bence oldukça orijinal bir fikir. Müzikler zaten harikulade, onlardan en beğendiklerimi de aşağıya ekleyeceğim. Ayrıca takdir edilmesi gereken bir diğer husus ise bu işin arkasındaki üç yıllık emek kesinlikle. Genel itibarıyla ben Ölü Gelin kadar olmasa da neredeyse ona yakın bir seviyede seviyorum bu animasyonu. Özellikle Sally'nin şarkısı beni yıllar öncesine, gotik kitaplardan başka hiçbir şeyi gözümün görmediği o ergenlik yıllarıma götürüyor. Şarkının sözleri ile o kadar uyumlanıyordum ki bazen bu sözlerin resmen benim için yazıldığını düşünüyordum. Yine Jack'in şarkısı da bir o kadar güzel. Unutmadan, yukarıda kar küreleri demiştim, buraya bir video ekleyeceğim, izleyince bence siz de çok seveceksiniz: Nightmare Before Christmas Snowglobes

    Bu film yalnızca bende değil, gotik kültürde de oldukça sağlam tesiri olan popüler bir yapım. Yine unutmadan şunu da belirteyim Türkçe dublajında yalnızca diyaloglar çevrilmiş, şarkılar İngilizce bırakılmış. Ölü Gelin'deki gibi güzel bir dublaj beklemeyin yani. Son olarak aşağıya o meşhur giriş sekansını (This is Halloween)  ve Sally's Song ile Jack's Lament'i bırakıyorum: 







0 yorum:

Yorum Gönder