gotik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gotik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2026 Pazartesi

Penny Dreadful


    Kalbimde ayrı bir yer edinmiş olan, beni gotik edebiyatla tanıştıran ve ergenlik yıllarımdan beri kitap ve film zevkimi -Tim Burton filmlerini bile geride bırakacak bir kuvvetle- şekillendiren, 2014 yapımı Showtime dizisi Penny Dreadful hakkında konuşacağım.

31 Aralık 2025 Çarşamba

Noel Gecesi Kabusu


    Bir süredir, yazmakta olduğum fakat devam etmeye erindiğim bir kaç yayın haricinde acaba ne yazsam diye düşünürken birden gözüm takvime ilişti. Yılın bu günlerinde The Nightmare Before Christmas hakkında konuşmayacağım da başka ne hakkında konuşacağım dedim ve ani bir kararla başladım yazmaya. Bugünkü konumuz hepimizin bildiği Tim Burton imzalı o meşhur animasyon Noel Gecesi Kabusu. 

10 Aralık 2025 Çarşamba

Drakula Üzerine Küllî Bir İnceleme

 

    Giriş

    Bilindiği gibi Drakula, incelenmek için son derece geniş bir mevzu. Her bir özneyi teker teker yazacak olsam blogda çok fazla yayın kalabalığı yapmak durumunda kalacağım. Bundan dolayı bu yazıda ele alacağım konu üzerine ayrı ayrı dağınık yazılar yazmaktansa daha derli toplu bir surette her şeyi tek bir yazıda toplamamın daha uygun olacağını düşündüm. Yani Drakula'yı tüm yönleriyle ele alacağım bu yazımda yalnızca tarihi ve edebi yönüyle değil, sinema ve müzik gibi popüler kültürdeki yeriyle de inceleyeceğim. Bu sebeple en kapsamlı, muhtemelen en uzun ve en detaylı yayınım bu olacak. 

10 Kasım 2025 Pazartesi

Frankenstein - 2025

 

    2025 yılı gotik sinema açısından oldukça semereli bir yıl oldu. Geçtiğimiz günlerde Guillermo del Toro'nun yeni filmi Frankenstein'ın gösterime girmesiyle, Nosferatu ve Drakula ile birlikte bu yılın üçüncü gotik filmi de gelmiş bulunuyor. Ne yazık ki gotik edebiyat yalnızca bu iki eserden ibaretmişçesine yıllardır sürekli Drakula ve Frankenstein filmleri çekiliyor. Bu durum bir noktadan sonra gotik edebiyat hayranlarını bile sıkan bir hal alıyor, öyle ki ben bu yıl çıkan son Drakula filmini izlemeye tenezzül etmedim bile. Bir de 2020 yılında dizisi çıkmıştı yanılmıyorsam, onu da hiç merak etmemiştim çünkü aynı şeylerin ısıtılıp ısıtılıp önümüze konması artık gerçekten rahatsız edici. 
    

21 Ağustos 2025 Perşembe

Gotik-Rock / Darkwave Şarkılar Hakkında Kişisel Yorumlarım

    Başlıktan da anlaşıldığı üzere bir takım şarkıları yalnızca kendi zevkime göre yorumlayacağım. Gotik-Rock demiş olsam da bazı şarkılar aynı zamanda birden fazla türe dahil olabilir çünkü müzik türleri öyle keskin çizgilerle ayrılmış değildir takdir edersiniz ki. İkinci olarak şunu da belirteyim, yaptığım listede bazı şarkılar olmayabilir ki bu çok doğal zira elbette gelmiş geçmiş bütün goth şarkılar üzerine yazamam. Bu ön açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim çünkü bazen çok tuhaf tepkilerle karşılaşıyorum.

14 Temmuz 2025 Pazartesi

The Cask of Amontillado - Edgar Allan Poe

    


    Yeni bir yazı serisine başlıyorum. Edgar Allan Poe'nun öykülerini konu alacağım bu seride ilk durağımız 1846 sonbaharında yayımlanmış olan "Amontillado Fıçısı" olarak Türkçeye çevrilmiş The Cask of Amontillado, sadece birkaç sayfa uzunlukta oldukça kısa bir hikaye olmasına rağmen okuyucunun kalbinde uyandırdığı son derece derin ve şok edici hislerin yoğunluğu yadsınamaz bir gerçektir. Bundan mütevellit mezkur hikayeyi okuduğunuz bu birkaç dakikalık süre içinde bile sarsılmanız yüksek ihtimal.

10 Şubat 2025 Pazartesi

Nosferatu - 2024


    Oldukça başarılı gotik atmosferli filmleriyle karşımıza çıkan Robert Eggers'ın son filmi Nosferatu, epey sağlam kadrosuyla geçtiğimiz ay gösterime girdi. Filmi uzun zamandır bekliyorduk ve beklediğimize değdi diyebilirim fakat bazı tenkitlerim elbette olacak. Konuya girmeden önce bu film için genel yorumum olarak on üzerinden yedi diyebilirim. Tabii ki oyunculuklar, sinematografi, kostümler, detaylar gerçekten son derece iyi lakin bunlar haricinde bir de mutmain olmadığım bazı yerler var fakat bu eleştirilerime bilahare değineceğim.
    

15 Kasım 2024 Cuma

Gotik Edebiyatın Başlangıcı, Otranto Şatosu- Horace Walpole

 


    Gotik edebiyat yazılarımıza, tarihe "ilk gotik eser" olarak geçen Otranto Şatosu ile devam ediyoruz. 

    Evvela şunu belirtmekte fayda var ki, bu kitap aslında korkutmak gayesiyle kaleme alınmış değil, bilakis güldürmek niyetiyle yazılmış fakat bazı okuyucular tarafından ciddi algılanarak gotik edebiyatın öncüsü olma etiketi üzerine yapışmış bir eserdir. Kitabı samimane bir niyetle okuyan bir kısım insanı korkudan buz kesmiş, bir kesimi ise amacına ulaşarak kahkahalara boğmuş ilginç bir novella Otranto Şatosu.

7 Ekim 2024 Pazartesi

The Italian- Ann Radcliffe

  Yıl 1796; bir tarafta Matthew Lewis'in henüz 19 yaşındayken yazdığı The Monk'u, diğer tarafta Ann Radcliffe'in ustalık eseri The Italian'ı. Bu romandan söz edebilmek için, bunlardan birinin diğerinin müsebbibi olması hasebiyle, yolumuz The Monk'tan geçmek durumunda. Bu girift meseleyi ele almaya ise; zamanda "biraz" geriye, on sekizinci yüzyıl sonlarına giderek The Monk'un yazıldığı dönemde nasıl ses getirdiğini ve nasıl sansasyonel bir tesiri olduğunu görmekle başlayacağız. 

26 Eylül 2024 Perşembe

Dr. Jekyll ve Bay Hyde'ın Tuhaf Hikâyesi

 



    Robert L. Stevenson'un 1886 yılında kaleme aldığı novella, Viktorya Dönemi Londra'sından gotik bir hikaye olmakla beraber insan psikolojisinin karanlık dehlizlerini konu almış bir bilim kurgu eser olarak edebiyat tarihinde kendine kavi bir mevcudiyet bulmuştur. Öyle bir mevcudiyet ki, yayımlandıktan sonra birkaç ay içinde 40.000 adet satıldı, papazlar tarafından kilise kürsülerinde anıldı. Sinema ve tiyatro uyarlamalarını ise saymakla bitmez. Hatta o kadar ünlü olmasa da en az bir Frankenstein kadar tesiri vardır, desek yanılmış olmayız zannımca.

2 Eylül 2024 Pazartesi

The Raven - Kuzgun

 



"While other kids read books like 'Go Jane, Go' Vincent's favorite author is Edgar Allan Poe."

    Yaşım 17 civarındayken Kuzgun şiirini -ve dolayısıyla Edgar Allan Poe'yu- ilk keşfettiğim zaman ruhumun derinliklerinde gayet derecede latif ve bir o kadar da şedid bir his uyanmıştı. Adını koyamadığım bu duyguya bir zaman sonra "gotik his" diyecektim zira ne tam olarak melankoli, ne tam bir hüzün ne de tam bir huzur idi. Hepsinden müteşekkil bir tarzda, tuhaf ama asla içinden çıkmak istemediğim bir halet-i ruhiye. İşte Kuzgun'un kalbimde uyandırdıkları bunlardı. Ben de bu yazımda Kuzgun hakkında dilim döndüğünce iki kelam etme niyetindeyim.

29 Haziran 2023 Perşembe

Feryadımı duyuyor musun, Marian?

    1980'li yılların post-punk modasının bir meyvesi olan First and Last and Always albümünün içindeki en nadide parça bu yazımın konusu. Marian. 
    1985 yılında çıkan bu albüm genel anlamda diğer The Sisters of Mercy albümlerine nazaran daha karanlık ve gotik bir atmosfere sahiptir. Özellikle grubun solisti Andrew Eldritch'in o boğuk sesiyle Marian'a yalvarmaları, iç çekişleri, vaveylaları bu şarkıyı eşsiz kılıyor. Engin bir denizin ortasında batmaktayken, o deryayı bir matemhane ittihaz edinip ümitsiz yakarışlarla sayıklıyor Marian'ın adını. 

    Evet, bugün bir şarkının mütalaasını yapmak niyetindeyim. 

25 Aralık 2021 Cumartesi

The Monk - Matthew Gregory Lewis


    Yine çok güzel bir gotik eserden bahsetmek istiyorum. Bu seferki Matthew Lewis'in 1796 yılında yazmış olduğu The Monk. Gotiğe gönül verenlerin çok iyi bildiği gibi o yıllar gotik edebiyatın en semereli yıllarıydı. Ann Radcliffe de o yıllarda aktif bir şekilde yazmaktaydı. İşte bu mezkur kitabın, bu hanımefendinin eserlerinden biri olan The Italian ile oldukça benzerlikleri, bir o kadar da farklılıkları olduğunu anlıyoruz okurken. Bunun sebebi Matthew Lewis bu kitabı yazdıktan sonra Radcliffe hanım bundan rahatsız olmuş olacak ki "gotik öyle olmaz böyle olur" dercesine The Italian'ı kaleme almış. Bu olaya ve gotikteki horror ve terror farkına The Italian yazımda detaylıca değineceğim fakat öncelikle The Monk'tan bahsedeyim.

28 Eylül 2021 Salı

Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde

    Eşsiz güzelliğe sahip masum bir genç olan Dorian Gray'in trajik hikayesini konu alıyor bu eser. Hayatta yaptığımız her eylemin bir bedeli olduğunu vurguluyor ve Dorian Gray de bunu ağır bir şekilde öderken dahil oluyoruz onun hayretengiz öyküsüne.

 

10 Ağustos 2021 Salı

Nosferatu – Eine Symphonie des Grauens, 1922


Alman dışavurumcu sinemasının önemli örneklerinden biri olan Nosferatu - Bir Dehşet Senfonisi, erken dönem korku sinemasının ses getiren klasiklerinden olup, yönetmeni F.W. Murnau'dur. Filmin konusu için Bram Stoker'ın Drakula'sından esinlenilmiştir fakat telif hakkı alınmadığı için bazı isim değişiklikleri yapılmıştır, örneğin;

24 Temmuz 2021 Cumartesi

Yürek Burgusu - Henry James

 

Dış dünyadan izole bir konakta yetim ve öksüz iki küçük çocuğa mürebbiyelik yapmaya giden genç bir kadının olağanüstü (ya da sadece bir sanrıdan ibaret olan) hikayesini anlatır Yürek Burgusu. Eserin müellifi Henry James, 1843'te Amerika'da dünyaya gelir ancak hayatının çoğunu Avrupa'da geçirmiştir. Yürek Burgusu'nu kaleme aldığında takvimler 1898 yılını göstermekteydi. O döneme göre çarpıcı olduğunu düşündüğüm bu novellayı günümüz gözüyle okumanın yanlış olacağı kanaatindeyim. Bu okuduğum her kitap, izlediğim her film için geçerli.

11 Şubat 2021 Perşembe

Operadaki Hayalet (The Phantom of the Opera) - 1925



 Operadaki Hayalet romanı sinemaya ilk uyarlandığında takvimler 1916 yılını gösteriyordu. Das Phantom Der Oper adlı bu filmden günümüze ne bir kopya, ne bir fotoğraf ulaştı. Tıpkı Lon Chaney'nin London After Midnight'ı gibi o da kayıp bir film olarak kaldı. Haliyle bu romanın izleyebildiğimiz en eski uyarlaması 1925 yapımı olan The Phantom of The Opera oluyor, ki şimdiye kadar yapılan bütün uyarlamalar içinde bence açık ara en iyisi budur.

3 Şubat 2021 Çarşamba

Udolf Hisarı (Mysteries of Udolpho) - Ann Radcliffe


   1764 yılında Ann Radcliffe tarafından yazılan bu hikaye, Gotik edebiyatın ilk meyvelerinden ve en tipik örneklerinden. Şatolar, hayaletler, zalimler, esrarlı odalar ve dehlizler...

    Hikaye, Emily St. Aubert'in başından geçen talihsiz serüvenleri konu alıyor. Yakın zamanda annesi ölmüş bu kızcağızın babası ağır bir hastalığa yakalanmasından dolayı doktorun uzun bir seyahatin iyi geleceği yönündeki tavsiyesi üzerine birlikte yola koyuluyorlar. Yolculuk esnasında Valancourt adındaki bir gençle tanışıp, tabii ki, aşık oluyorlar. Bu arada babasının hastalığı ağırlaşıp vefat edince zavallı Emily, vasiyeti üzerine bir hayli mağrur ve menfaatçi bir kadın olan halası Madam Cheron ile yaşamak mecburiyetinde kalıyor.

24 Ocak 2021 Pazar

Vathek - William Beckford




William Beckford’un 1786 yılında kaleme aldığı bu eser, batının karanlık gotik havası ile doğunun masalsı renklerini birleştirir. Benim de kitaba başlarken herkesin aklına gelen bir sorum vardı: “Gotik atmosfer İslam coğrafyasında nasıl sağlanabilir ki?” Okuduktan sonra bu sorum da giderilmiş oldu.