25 Aralık 2021 Cumartesi

The Monk - Matthew Gregory Lewis


    Yine çok güzel bir gotik eserden bahsetmek istiyorum. Bu seferki Matthew Lewis'in 1796 yılında yazmış olduğu The Monk. Gotiğe gönül verenlerin çok iyi bildiği gibi o yıllar gotik edebiyatın en semereli yıllarıydı. Ann Radcliffe de o yıllarda aktif bir şekilde yazmaktaydı. İşte bu mezkur kitabın, bu hanımefendinin eserlerinden biri olan The Italian ile oldukça benzerlikleri, bir o kadar da farklılıkları olduğunu anlıyoruz okurken. Bunun sebebi Matthew Lewis bu kitabı yazdıktan sonra Radcliffe hanım bundan rahatsız olmuş olacak ki "gotik öyle olmaz böyle olur" dercesine The Italian'ı kaleme almış. Bu olaya ve gotikteki horror ve terror farkına The Italian yazımda detaylıca değineceğim fakat öncelikle The Monk'tan bahsedeyim.

15 Ekim 2021 Cuma

Danse Macabre

 

Danse Macabre, yani "Ölüm Dansı"  sanatın her alanına nüfuz etmiş bir akımdır. Bir çok sanatsal tabloda, klasik bestelerin isimlerinde, hatta sinemanın erken dönemlerindeki siyah beyaz çizgi filmlerde bile ölüm dansı temasına şahitlik etmişsinizdir. Mezarından kalkan iskeletler, ellerinde müzik aletleri -genelde keman- eşliğinde henüz hayatta olan insanları tesiri altına alıp dans ettirirler.

28 Eylül 2021 Salı

Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde

    Eşsiz güzelliğe sahip masum bir genç olan Dorian Gray'in trajik hikayesini konu alıyor bu eser. Hayatta yaptığımız her eylemin bir bedeli olduğunu vurguluyor ve Dorian Gray de bunu ağır bir şekilde öderken dahil oluyoruz onun hayretengiz öyküsüne.

 

10 Ağustos 2021 Salı

Nosferatu – Eine Symphonie des Grauens, 1922


Alman dışavurumcu sinemasının önemli örneklerinden biri olan Nosferatu - Bir Dehşet Senfonisi, erken dönem korku sinemasının ses getiren klasiklerinden olup, yönetmeni F.W. Murnau'dur. Filmin konusu için Bram Stoker'ın Drakula'sından esinlenilmiştir fakat telif hakkı alınmadığı için bazı isim değişiklikleri yapılmıştır, örneğin;

24 Temmuz 2021 Cumartesi

Yürek Burgusu - Henry James

 

Dış dünyadan izole bir konakta yetim ve öksüz iki küçük çocuğa mürebbiyelik yapmaya giden genç bir kadının olağanüstü (ya da sadece bir sanrıdan ibaret olan) hikayesini anlatır Yürek Burgusu. Eserin müellifi Henry James, 1843'te Amerika'da dünyaya gelir ancak hayatının çoğunu Avrupa'da geçirmiştir. Yürek Burgusu'nu kaleme aldığında takvimler 1898 yılını göstermekteydi. O döneme göre çarpıcı olduğunu düşündüğüm bu novellayı günümüz gözüyle okumanın yanlış olacağı kanaatindeyim. Bu okuduğum her kitap, izlediğim her film için geçerli.

11 Şubat 2021 Perşembe

Operadaki Hayalet (The Phantom of the Opera) - 1925



 Operadaki Hayalet romanı sinemaya ilk uyarlandığında takvimler 1916 yılını gösteriyordu. Das Phantom Der Oper adlı bu filmden günümüze ne bir kopya, ne bir fotoğraf ulaştı. Tıpkı Lon Chaney'nin London After Midnight'ı gibi o da kayıp bir film olarak kaldı. Haliyle bu romanın izleyebildiğimiz en eski uyarlaması 1925 yapımı olan The Phantom of The Opera oluyor, ki şimdiye kadar yapılan bütün uyarlamalar içinde bence açık ara en iyisi budur.

3 Şubat 2021 Çarşamba

Udolf Hisarı (Mysteries of Udolpho) - Ann Radcliffe


   1764 yılında Ann Radcliffe tarafından yazılan bu hikaye, Gotik edebiyatın ilk meyvelerinden ve en tipik örneklerinden. Şatolar, hayaletler, zalimler, esrarlı odalar ve dehlizler...

    Hikaye, Emily St. Aubert'in başından geçen talihsiz serüvenleri konu alıyor. Yakın zamanda annesi ölmüş bu kızcağızın babası ağır bir hastalığa yakalanmasından dolayı doktorun uzun bir seyahatin iyi geleceği yönündeki tavsiyesi üzerine birlikte yola koyuluyorlar. Yolculuk esnasında Valancourt adındaki bir gençle tanışıp, tabii ki, aşık oluyorlar. Bu arada babasının hastalığı ağırlaşıp vefat edince zavallı Emily, vasiyeti üzerine bir hayli mağrur ve menfaatçi bir kadın olan halası Madam Cheron ile yaşamak mecburiyetinde kalıyor.