29 Haziran 2023 Perşembe

Feryadımı duyuyor musun, Marian?

    1980'li yılların post-punk modasının bir meyvesi olan First and Last and Always albümünün içindeki en nadide parça bu yazımın konusu. Marian. 
    1985 yılında çıkan bu albüm genel anlamda diğer The Sisters of Mercy albümlerine nazaran daha karanlık ve gotik bir atmosfere sahiptir. Özellikle grubun solisti Andrew Eldritch'in o boğuk sesiyle Marian'a yalvarmaları, iç çekişleri, vaveylaları bu şarkıyı eşsiz kılıyor. Engin bir denizin ortasında batmaktayken, o deryayı bir matemhane ittihaz edinip ümitsiz yakarışlarla sayıklıyor Marian'ın adını. 

    Evet, bugün bir şarkının mütalaasını yapmak niyetindeyim. 

12 Ocak 2023 Perşembe

Koyaanisqatsi



Doğanın dinginliğinin verdiği huzurdan sosyal hayatın keşmekeşine ve boğuculuğuna yavaşça geçen görsellerle ve o görsellerle uyumlu müziklerle harmanlanan güzel bir yapım. Philip Glass'ın müthiş müzikleri eşliğinde, ekranda akıp giden imgelere dalıp yaklaşık bir buçuk saat sıkılmadan düşüncelerinizin engin denizinde sürükleniyorsunuz. Ve sinemanın anlatım gücünün doğru kullanıldığında ne kadar kuvvetli olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. 


14 Ocak 2022 Cuma

Toccata and Fugue Neden Tüyler Ürpertir?


    Muhtemelen hepimizin bir yerde denk geldiği zaman bu müziğin, J.S. Bach'ın en ünlü eserlerinden biri olan Toccata and Fugue'un, neden korku filmleriyle; bilhassa Drakula gibi gotik ögelerle birlikte anıldığına veya neden bu spesifik sesin bizi ürpettiğine dair bir soru aklımızı kurcalamıştır. Bu yazımda bu sorulara kendimce cevaplar arayacağım. 

    Asıl sorulara geçmeden önce kısaca Bach'tan ve Toccata ve Fugue'un anlamından bahsetmek istiyorum. 

25 Aralık 2021 Cumartesi

The Monk - Matthew Gregory Lewis


    Yine çok güzel bir gotik eserden bahsetmek istiyorum. Bu seferki Matthew Lewis'in 1796 yılında yazmış olduğu The Monk. Gotiğe gönül verenlerin çok iyi bildiği gibi o yıllar gotik edebiyatın en semereli yıllarıydı. Ann Radcliffe de o yıllarda aktif bir şekilde yazmaktaydı. İşte bu mezkur kitabın, bu hanımefendinin eserlerinden biri olan The Italian ile oldukça benzerlikleri, bir o kadar da farklılıkları olduğunu anlıyoruz okurken. Bunun sebebi Matthew Lewis bu kitabı yazdıktan sonra Radcliffe hanım bundan rahatsız olmuş olacak ki "gotik öyle olmaz böyle olur" dercesine The Italian'ı kaleme almış. Bu olaya ve gotikteki horror ve terror farkına The Italian yazımda detaylıca değineceğim fakat öncelikle The Monk'tan bahsedeyim.

15 Ekim 2021 Cuma

Danse Macabre

 

Danse Macabre, yani "Ölüm Dansı"  sanatın her alanına nüfuz etmiş bir akımdır. Bir çok sanatsal tabloda, klasik bestelerin isimlerinde, hatta sinemanın erken dönemlerindeki siyah beyaz çizgi filmlerde bile ölüm dansı temasına şahitlik etmişsinizdir. Mezarından kalkan iskeletler, ellerinde müzik aletleri -genelde keman- eşliğinde henüz hayatta olan insanları tesiri altına alıp dans ettirirler.

28 Eylül 2021 Salı

Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde

    Eşsiz güzelliğe sahip masum bir genç olan Dorian Gray'in trajik hikayesini konu alıyor bu eser. Hayatta yaptığımız her eylemin bir bedeli olduğunu vurguluyor ve Dorian Gray de bunu ağır bir şekilde öderken dahil oluyoruz onun hayretengiz öyküsüne.

 

10 Ağustos 2021 Salı

Nosferatu – Eine Symphonie des Grauens, 1922


Alman dışavurumcu sinemasının önemli örneklerinden biri olan Nosferatu - Bir Dehşet Senfonisi, erken dönem korku sinemasının ses getiren klasiklerinden olup, yönetmeni F.W. Murnau'dur. Filmin konusu için Bram Stoker'ın Drakula'sından esinlenilmiştir fakat telif hakkı alınmadığı için bazı isim değişiklikleri yapılmıştır, örneğin;