7 Ekim 2024 Pazartesi

The Italian- Ann Radcliffe

  Yıl 1796; bir tarafta Matthew Lewis'in henüz 19 yaşındayken yazdığı The Monk'u, diğer tarafta Ann Radcliffe'in ustalık eseri The Italian'ı. Bu romandan söz edebilmek için, bunlardan birinin diğerinin müsebbibi olması hasebiyle, yolumuz The Monk'tan geçmek durumunda. Bu girift meseleyi ele almaya ise; zamanda "biraz" geriye, on sekizinci yüzyıl sonlarına giderek The Monk'un yazıldığı dönemde nasıl ses getirdiğini ve nasıl sansasyonel bir tesiri olduğunu görmekle başlayacağız. 

26 Eylül 2024 Perşembe

Dr. Jekyll ve Bay Hyde'ın Tuhaf Hikâyesi

 



    Robert L. Stevenson'un 1886 yılında kaleme aldığı novella, Viktorya Dönemi Londra'sından gotik bir hikaye olmakla beraber insan psikolojisinin karanlık dehlizlerini konu almış bir bilim kurgu eser olarak edebiyat tarihinde kendine kavi bir mevcudiyet bulmuştur. Öyle bir mevcudiyet ki, yayımlandıktan sonra birkaç ay içinde 40.000 adet satıldı, papazlar tarafından kilise kürsülerinde anıldı. Sinema ve tiyatro uyarlamalarını ise saymakla bitmez. Hatta o kadar ünlü olmasa da en az bir Frankenstein kadar tesiri vardır, desek yanılmış olmayız zannımca.

2 Eylül 2024 Pazartesi

The Raven - Kuzgun

 



"While other kids read books like 'Go Jane, Go' Vincent's favorite author is Edgar Allan Poe."

    Yaşım 17 civarındayken Kuzgun şiirini -ve dolayısıyla Edgar Allan Poe'yu- ilk keşfettiğim zaman ruhumun derinliklerinde gayet derecede latif ve bir o kadar da şedid bir his uyanmıştı. Adını koyamadığım bu duyguya bir zaman sonra "gotik his" diyecektim zira ne tam olarak melankoli, ne tam bir hüzün ne de tam bir huzur idi. Hepsinden müteşekkil bir tarzda, tuhaf ama asla içinden çıkmak istemediğim bir halet-i ruhiye. İşte Kuzgun'un kalbimde uyandırdıkları bunlardı. Ben de bu yazımda Kuzgun hakkında dilim döndüğünce iki kelam etme niyetindeyim.

29 Haziran 2023 Perşembe

Feryadımı duyuyor musun, Marian?

    1980'li yılların post-punk modasının bir meyvesi olan First and Last and Always albümünün içindeki en nadide parça bu yazımın konusu. Marian. 
    1985 yılında çıkan bu albüm genel anlamda diğer The Sisters of Mercy albümlerine nazaran daha karanlık ve gotik bir atmosfere sahiptir. Özellikle grubun solisti Andrew Eldritch'in o boğuk sesiyle Marian'a yalvarmaları, iç çekişleri, vaveylaları bu şarkıyı eşsiz kılıyor. Engin bir denizin ortasında batmaktayken, o deryayı bir matemhane ittihaz edinip ümitsiz yakarışlarla sayıklıyor Marian'ın adını. 

    Evet, bugün bir şarkının mütalaasını yapmak niyetindeyim. 

12 Ocak 2023 Perşembe

Koyaanisqatsi



Doğanın dinginliğinin verdiği huzurdan sosyal hayatın keşmekeşine ve boğuculuğuna yavaşça geçen görsellerle ve o görsellerle uyumlu müziklerle harmanlanan güzel bir yapım. Philip Glass'ın müthiş müzikleri eşliğinde, ekranda akıp giden imgelere dalıp yaklaşık bir buçuk saat sıkılmadan düşüncelerinizin engin denizinde sürükleniyorsunuz. Ve sinemanın anlatım gücünün doğru kullanıldığında ne kadar kuvvetli olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. 


14 Ocak 2022 Cuma

Toccata and Fugue Neden Tüyler Ürpertir?


    Muhtemelen hepimizin bir yerde denk geldiği zaman bu müziğin, J.S. Bach'ın en ünlü eserlerinden biri olan Toccata and Fugue'un, neden korku filmleriyle; bilhassa Drakula gibi gotik ögelerle birlikte anıldığına veya neden bu spesifik sesin bizi ürpettiğine dair bir soru aklımızı kurcalamıştır. Bu yazımda bu sorulara kendimce cevaplar arayacağım. 

    Asıl sorulara geçmeden önce kısaca Bach'tan ve Toccata ve Fugue'un anlamından bahsetmek istiyorum. 

25 Aralık 2021 Cumartesi

The Monk - Matthew Gregory Lewis


    Yine çok güzel bir gotik eserden bahsetmek istiyorum. Bu seferki Matthew Lewis'in 1796 yılında yazmış olduğu The Monk. Gotiğe gönül verenlerin çok iyi bildiği gibi o yıllar gotik edebiyatın en semereli yıllarıydı. Ann Radcliffe de o yıllarda aktif bir şekilde yazmaktaydı. İşte bu mezkur kitabın, bu hanımefendinin eserlerinden biri olan The Italian ile oldukça benzerlikleri, bir o kadar da farklılıkları olduğunu anlıyoruz okurken. Bunun sebebi Matthew Lewis bu kitabı yazdıktan sonra Radcliffe hanım bundan rahatsız olmuş olacak ki "gotik öyle olmaz böyle olur" dercesine The Italian'ı kaleme almış. Bu olaya ve gotikteki horror ve terror farkına The Italian yazımda detaylıca değineceğim fakat öncelikle The Monk'tan bahsedeyim.